”İnsanlar doğruyu ararken iki adım ileri bir adım geri giderler. Istıraplar hatalar yaşamdan duydukları sıkıntı onları geriye atar ama doğruya duydukları iştah, inatçı irade onları hep ileri ,hep ileri taşır. Ve kim bilir ? Belki asıl doğrunun kıyılarına da erişirler…”
44 yaşında veremden ölen Çehov, öyküleri ile edebiyat dünyasına önemli katkıda bulunmuş bir Rus yazardır. Bugün kendi adıyla da anılan durum öyküsü dalının en önemli temsilci olan Çehov’un, ”Düello” isimli kitabı benim için 2026 yılının bitirilen ilk kitabıydı. 124 sayfalık bu serüvende, zoolog Von Karen’in gözünden ‘en güçlünün ayakta kalması” fikrini tartışıyoruz. Bu fikir Von Karen’de öyle bir saplantılı hal akıyor ki, dünyadan arındırılması gerektiğine inandığı topluluğa üye gördüğü Layevski’yi düelloya çağırıyor. Düellonun sonucunda ise Layevski karakteri bir dönüşüm geçiriyor.
Rus Edebiyatı güçlü karakterler üzerine kurulu bir alan. Çehov’da bu geleneği başarıyla sürdürmüş. Karakterler arasında diyaloglar ile, zayıf kişiliklerin toplumun çürümesine etkisini, hayata karşı net amaçlara sahip olunmalı mı sorusuna farklı cevapları, doğal bilimler-tanrı karşılaşmalarını sorguluyoruz.
”İçinde yaşadığımız şu asabiyet çağında hepimiz sinirlerimizin kölesiyiz; onlar bizim efendimiz, bize ne yapıyorlar. Bu anlamda uygarlığın bize yarardan çok zararı dokunuyor”
Keyifli okumalar…
Yorum bırakın